2. Kitap
Bölüm 26
“Bütün sağgörülü fikirleriniz sizin kendi içinizde ne gerçeği ne
de selâmeti bulamayacağınız gibi bir sonuca götürebilir. Filozoflar
bunu vadettiler, ama onu gerçekleştiremediler. Böylece felsefeden
vazgeçiş felsefe yapmanın meşru sonudur. Felsefe ile alay etmek
gerçekten felsefe yapmaktır. Bunu elbette felsefe yaparken o derece
güçlüklerle çarpışan Pascal gibi biri söyleye bilirdi.” ( Felsefenin
Arka Merdiveni, İz Yayıncılık 1993 W Weischedel Sayfa 179 - 180.)
Bazı filozoflar da, metafizik konuların akıl tarafından
bilinemeyeceğini söylemelerine rağmen Vahyi de ret ederler. Bunların
inançları sadece kendi keyifleridir. Örneğin: Volta ire (1694 - 1788
). “Metafizik bilinemez, yaşamın amacı zevktir. Dünya mümkün
dünyaların en kötüsüdür “ der. Vahye karşı çıkmakla birlikte, Aklın,
Allah’ı bilme yeteneğinin olduğunu söyler. Auguste Comte (1798 -
1857). Metafiziği ret eder, kendisi bir din icat ederek buna
“İnsanlık Dini” der. Bazı şahıslara ibadet edilmesini teklif ederek
bu kimseleri putlaştırır ve Auguste Comte bir ara delirir. Kant
(1729 - 1804). Metafiziğin akıl tarafından bilinemeyeceğini söyler
ve onun Metafizik denilen Varlık felsefesine son verdiği bazı
kimselerce kabul edilmektedir.
Felsefe konusunda daha birçok örnekler verilebilir, fakat netice
olarak şu görülür ki, felsefe yoluyla gaybı bilmek mümkün değildir.
Bu konuda fikir söyleyen her dilden ayrı bir ses çıkmaktadır. Vahyi
esas almadıktan sonra, sıradan insanlarda filozofların söylediği
sözler gibi birçok sözler söyleyebilirler, fakat bütün bu sözler
“Zan” olmaktan öteye gidemez ve gerçeklerden çok uzaktırlar. Daha
öncede belirttiğim gibi, felsefecilerin ortak bir neticeye
varamadığını ve çeşit, çeşit sözler söylediklerini gören Sofist’ler,
hiçbir hakikat yok deyip felsefeye bir tepki olarak karşı çıktılar.
Fakat onlarda feci şekilde yanılıyorlardı, zira bizzat kendimiz ve
bizi kuşatan şu muazzam kainatta her gün işlenen birçok iyi ve kötü
fiiller göz önündeyken bütün bunlar manasız ve karşılıksız
olamayacağı gibi, Yaratıcısız da olamaz, kainatta çok büyük bir
“Akıllı Tasarım” vardır, her akıllı tasarımın muhakkak bir
tasarımcısı vardır. Basitçe ifade edecek olursam, örneğin: bir bina
projesi çizmek bir akıllı tasarımdır, kaçınılmaz olarak
tasarlayıcısı vardır, kainatta öyledir. Bütün bunları ve daha birçok
soruyu düşünüp cevabını bulmaya çalışmadan, hakikatin varlığını
inkâr ederek, hem kendi gerçeğini, hem de gözü önünde duran
yaratılış gerçeğini hiçe saymak insanların söyleyeceği son söz
olmamalıdır ve böyle bir durum insan aklını tatmin edip yatıştıran
bir durumda değildir. Çok ibret verici bir durumdur ki, Allah’ı
inkâr ellerinden gelmediğinden, doğru vahye uyup, Allah’ı tevhit’te
edemediklerinden karşıt olduklarını söyleyen her iki taraf yani
filozoflarla, sofistler, Allah’a şirk koşma bunalımında şaşkın
vaziyette gezinip dururlar. Halen yaptıkları şeyde budur.
Şu bir hakikattir ki, yeryüzünde şu anda getiricisinin elinden
insanlara değişikliğe uğramadan intikal etmiş haliyle mevcut olan
tek dini kitap Kuran’dır ve Kuran peygamberimiz Muhammed’in
uydurduğu bir sözde değildir. Aksini iddia edenlere tamamı gibi
değil, bir kısmı gibi söz söylemeye davet ile, yapamayacakları
konusunda Kuran’da ayetler mevcuttur, bu bir meydan okumadır, bu
güne kadar Kuran’daki bu meydan okumaya cevap verebilen çıkmamıştır,
bu demektir ki bundan sonrada kimsenin çıkması mümkün olmayacaktır.
Kuran 14 öncesinden, fen ve tabiat bilgilerinden haber veriyor, bu
gün fen ve tabiat bilgilerinin geldiği seviye bellidir. Bu konuda
hiçbir buluş bu güne kadar Kuran’a ters düşmemiştir, bundan sonrada
ters düşmesi mümkün olmayacaktır, bu durum 14 asır önce yaşamış bir
insanın başarabileceği bir şey değildir, bu da Kuran’ın insan sözü
olmadığını gösterir. Dünya ve Ahiret konusunda verdiği bilgileri ve
bu bilgilerin uyumunu insan anladığında hayrete düşer ve muazzam bir
olayla karşı karşıya olduğunu görür. Hele, Allah konusunda verdiği
bilgileri ve tevhit inancını saf ve berrak olarak onun onun dışında
olup, onu kabul etmeyenlerin görüşlerinde bulmak mümkün değildir.
İşlediği konulara rağmen baştan sona içinde hiçbir çelişki olmaması
insanı hayretler içinde bırakan başka bir olaydır. Normal insan
yetenekleriyle anlaşılabilecek şekilde inmiştir, ne batını (gizli
öğretisi) vardır ne de gizli saklısı o açık bir sözdür. Allah,
insanlara ne bir muamma ne de bir lâbirent indirmemiştir. Kuran
doğru yolun rehberidir, anlaşılması için kendi dışında hiçbir şeye
muhtaç değildir, aksi takdirde muhtaç olduğu şeyin esiri olurdu.
Kuran hürdür, İslam dininin tek kaynağı ve tek rehberidir, Kuran’ı
başka şeylere bağlayıp, açık veya dolaylı olarak yetersiz olduğunu
söyleyenler onun ayetlerini inkar eden kimselerdirler. Peygamberimiz
son nebi’dir ve vefat etmiştir, ondan sonra peygamber gelmeyeceği
gibi, Kuran’ın anlaşılmasını tekellerinde bulunduran özel şahıslarda
gelmeyecektir. İsa peygamber veya başkası gelmeyeceği gibi, Mehdi
adı altında iddia edilmiş hayali şahısta gelmeyecektir. Yüz senede
veya bin senede bir özel şahıslar bekleyenler veya iddia edenler
hayallerle uğraşan ve Kuran’la insanlar arasına engeller koyan
kimselerdirler. Ayrıca, rivayetçilerin peygamber sözüdür diye ortaya
koyduğu rivayetler, din tebliği bir tarafa, İslam’a ve Müslümanlara
karşı bir çok hakaretler içermektedir. Bir müslümanın bunları kabul
etmesi mümkün değildir. Hadis adı altında ki rivayetlerde, İslam
dininin farzlarıdır diye icat ettikleri birçok doğma vardır, sonra
dönüp, Kuran’ı bu doğmaların ölçüsüne vurmaya kalkıştılar, Kura^’a
aykırı doğmalarını Kuran’da bulamayınca da, Kuran’ı İslam dini için
yetersiz olmayla itham ederek, Kuran’ın rivayetlerine tabi olması
gerektiğini söylediler. Şöyle ki: Namaz için Kuran’da olmayan
belirli rekat sayıları iddia ettiler ve bununla Kuran’ın
yetersizliğini öne sürdüler. Bu iddialarına bağlı olarak, örneğin:
Sabah namazının farzını iki rekat rekat olarak kabul edip kılanlar
Cennete gidebilirler, fakat kabul etmeyip sabah namazını altı rekat
ve fazlası kılanlar, kendilerince iddia edilmiş iki rekat farzını
inkar etmiş olmakla, cehennemlik olmuş olmaktadırlar, dolayısıyla
iki rekat kılanlar cennetlik beş on rekat kılanlar cehennemlik olmuş
olurlar ki ibadeti bile suç işleme kapsamına koydular. Yazılarımda
bu konularla ilgili olarak birçok örnek verdim. Bu gibi kimselerde
en dikkat çekici hususlardan bir tanesi, Kuran’ın bir kısmını kabul
edip, bir kısmını ret etmeleridir. Dinlerinin bir kısmı, Kuran’ın
bir kısmıyla ilgili iken, diğer bir kısmı Kuran’dan üstün tuttukları
uydurma rivayetleriyle ilgilidir. hal bu ki, Müslüman olabilmek için
Kuran’ın tamamını kabul etmek şarttır, aksi davranışta bulunanlar
konusunda, Kuran’dan mealen:
- Biz İsrail oğullarından şöyle söz
almıştık: "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anaya-babaya,
yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlara güzel
söz söyleyin, namazı kılın, zekatı verin!" Sonra siz, pek azınız
hariç, döndünüz; hala da yüz çevirip duruyorsunuz. 2/83
-“Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan
çıkarmayacaksınız!” diye sizden kesin söz almıştık; göre göre bunu
kabul etmiştiniz. 2/84
- Ama siz yine birbirinizi öldürüyorsunuz, sizden bir grubu
yurtlarından çıkarıyorsunuz; onlara karşı günah ve düşmanlık
yapmakta birleşiyorsunuz, onları çıkarmak size yasaklanmış iken
(çıkarıyorsunuz, sonra da) esir olarak geldiklerinde fidyelerini
veriyor (kurtarıyor)sunuz. Yoksa siz Kitabın bir kısmına inanıp bir
kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden bunu yapanın cezası, dünya
hayatında rezil olmaktan başka nedir? Kıyamet gününde de (onlar)
azabın en şiddetlisine itilirler. Allah yaptıklarınızı bilmez
değildir. 2/85
Meallerini vermiş olduğum ayetleri düşünerek, istersen tarihin
birçok olayına bak, istersen bugünkü olaylara bak, Kuran’ kısmen
kabul eden toplumların uğradıkları durumu, Kuran’ın belirttiği
durumdan değişik göremezsin, Ahirette de durumları, Kuran’da
belirtildiği şekildedir.
İslam dini açısından Kuran’ı Tek Kaynak ve Tek Rehber kabul
etmemenin neticesinde şöylece bir oluşum ortaya çıktı:
1- Seçilmiş Devlet Başkanı yerine babadan oğula devreden Kraliyet.
2- Kûr’an yerine, rivayetler, keyfi şahıs sözleri, felsefi görüşler
ve tağuti uygulamalar.
3- İslâm birliği yerine, mezhepler ve fırkalar.
4- Mescit yerine, tekke ve zaviyeler.
5- Açık Kûr’an öğretisi yerine, batini öğreti.
6- İslâm ümmetçiliği yerine ırkçılık.
7- Takva ile üstünlük yerine, soy sop üstünlüğü.
8- Namaz yerine, sema, raks ve çalgı aletleri.
9- Kabe yerine, türbelerin tavaf edilmesi.
10- Allah'a iman ve Allah’ın birliği yerine, Kutup, Gavs, kırklar,
Yediler, Evtâd v.s. Telakki edilen kimseler.
11- Zekat ve Sadakalar yerine, Sofistlere vakıf tahsisi ve mali
destek.
12- Helal ticari kazanç yerine, faizcilik ve
karaborsacılık.
13- Aktif, adaletli ve çalışkan toplum yerine, hak gözetmeyen pasif
ve tembel toplum.
14- Yaratılış ve yaratıklar üzerine açık ve müspet düşünen toplum
yerine, düşünceden kaçan, akletmeyen, boş hayaller kuran fertler
toplumu.
15- Meşru müdafaa üzerine kurulu, af ve barışa teşvik eden İslâm
cihadı yerine, haksız saldırılar ve çapulculuk.
16- Allah’ın korumasını isteme yerine nazarlıklar, muskalar, kullar
v.s. den medet ve koruma ummak.
17- Allah’a istiâne yerine, kullara istiâne.
18- Peygamber yerine, Rivayet imamları, Mehdi iddiaları, şu kadar
surede şu şahıs geldi veya İsa Peygamber gelecek v.s. gibisinden,
insanların kurtuluş için Kûran'a umut besleme morallerini kırma
amaçlı iddialar.
19- Allah’ın tevhidi; birliği yerine, kulların ilâhlık iddiaları.
20- Aklı önemseme ve kullanma yerine, aklı küçümseme ve ret etme.
21- Gayba iman yerine, gayb konusunda keyfi iddialar ve
falcılık.
22- Açık ve adil İlâhi adalet yerine, zorbaların ve
diktatör yöneticilerin tağuti ve keyfi kararları.
Bu gibi kimselerden uzak durulması gerektiği hususunda Kûran'dan
mealen:
- Dinlerini parça parça edip, grup grup
olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi
Allah'a kalmıştır, sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber
verecektir. 6/159
- Yalnız O'na yönelin ve O'ndan korkun; namazı kılın ve (Allah'a)
ortak koşanlardan olmayın. 30/31
- (O ortak koşanlardan olmayın ki onlar), dinlerini parçaladılar ve
bölük bölük oldular. Her hizip (parti) kendi yanındakiyle sevin(ip
övün)mektedir. 30/32
- Kâfirlere boyun eğme ve bununla (bu Kûran ile) onlara karşı büyük
cihad et 25/52
SIRAT-I MÜSTAKİMDE OLMAK İÇİN TEK SEÇENEK
Kûr’an’dan mealen:
- Dinde zorlama yoktur. Doğruluk, sapıklıktan seçilip belli
olmuştur. Kim tağut (şeytan)ı inkar edip Allah'a inanırsa, muhakkak
ki o, kopmayan, sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah işitendir,
bilendir. 2/256
- Allah, inananların dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa
çıkarır. kafirlerin dostları da tağuttur. (O da) onları aydınlıktan
karanlıklara çıkarır. Onlar ateş halkıdır, orada ebedi
kalacaklardır. 2/257
Kuran’ı anlamak ve İslam dinini öğrenmek için olmayacak hayali ve
yersiz arayışlar içine girmemek gerekir. Allah, Kuran’ı kendi
dışındaki hiçbir bilgi kaynağına ihtiyaç göstermeyecek şekilde tam,
mükemmel ve kolay anlaşılır olarak indirmiştir. İslam dininin
öğrenilmesi için gerekli olan her şey Kur’an’da mevcuttur. Kur’an
dışında kendisine yol ve İmam benimseyen ve Müslüman olduğunu iddia
eden bütün hiziplere çağrım, İslam Dininde Kur’an’ın İmamlığından
başka İmamlık ve Öğrettiği Sıratı Müstakimden başka yol yoktur,
Kur’an’a aykırı İmamlarınızı ve yollarınızı bırakın, gelin hep
birlikte Kur’an İslamında İnanç birliği sağlayalım, Kur’an İslam
Dininin Tek Kaynağı ve Tek Rehberidir.