ANA SAYFA

 1. KİTAP BÖLÜM 1

1. KİTAP BÖLÜM 2

1. KİTAP BÖLÜM 3

1. KİTAP BÖLÜM 4

1. KİTAP BÖLÜM 5

1. KİTAP BÖLÜM 6

1. KİTAP BÖLÜM 7

1. KİTAP BÖLÜM 8

1. KİTAP BÖLÜM 9

1. KİTAP BÖLÜM 10

1. KİTAP BÖLÜM 11

1. KİTAP BÖLÜM 12

  1.KİTAP BÖLÜM 13

1. KİTAP BÖLÜM 14

1. KİTAP BÖLÜM 15

1. KİTAP BÖLÜM 16

1. KİTAP BÖLÜM 17

1. KİTAP BÖLÜM 18

1. KİTAP BÖLÜM 19

1. KİTAP BÖLÜM 20

1. KİTAP BÖLÜM 21

1. KİTAP BÖLÜM 22

1. KİTAP BÖLÜM 23

1. KİTAP BÖLÜM 24

2. KİTAP GİRİŞ BÖLÜMÜ

2. KİTAP BÖLÜM 1

2. KİTAP BÖLÜM 2

2. KİTAP BÖLÜM 3

2. KİTAP BÖLÜM 4

2. KİTAP BÖLÜM 5

2. KİTAP BÖLÜM 6

2. KİTAP BÖLÜM 7

2. KİTAP BÖLÜM 8

2. KİTAP BÖLÜM 9

2. KİTAP BÖLÜM 10

2. KİTAP BÖLÜM 11

2. KİTAP BÖLÜM 12

2. KİTAP BÖLÜM 13

2. KİTAP BÖLÜM 14

2. KİTAP BÖLÜM 15

2. KİTAP BÖLÜM 16

2. KİTAP BÖLÜM 17

2. KİTAP BÖLÜM 18

2. KİTAP BÖLÜM 19

2. KİTAP BÖLÜM 20

2. KİTAP BÖLÜM 21

2. KİTAP BÖLÜM 22

2. KİTAP BÖLÜM 23

2. KİTAP BÖLÜM 24

2. KİTAP BÖLÜM 25

2. KİTAP BÖLÜM 26

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2. Kitap Bölüm 26

“Bütün sağgörülü fikirleriniz sizin kendi içinizde ne gerçeği ne de selâmeti bulamayacağınız gibi bir sonuca götürebilir. Filozoflar bunu vadettiler, ama onu gerçekleştiremediler. Böylece felsefeden vazgeçiş felsefe yapmanın meşru sonudur. Felsefe ile alay etmek gerçekten felsefe yapmaktır. Bunu elbette felsefe yaparken o derece güçlüklerle çarpışan Pascal gibi biri söyleye bilirdi.” ( Felsefenin Arka Merdiveni, İz Yayıncılık 1993 W Weischedel Sayfa 179 - 180.)
Bazı filozoflar da, metafizik konuların akıl tarafından bilinemeyeceğini söylemelerine rağmen Vahyi de ret ederler. Bunların inançları sadece kendi keyifleridir. Örneğin: Volta ire (1694 - 1788 ). “Metafizik bilinemez, yaşamın amacı zevktir. Dünya mümkün dünyaların en kötüsüdür “ der. Vahye karşı çıkmakla birlikte, Aklın, Allah’ı bilme yeteneğinin olduğunu söyler. Auguste Comte (1798 - 1857). Metafiziği ret eder, kendisi bir din icat ederek buna “İnsanlık Dini” der. Bazı şahıslara ibadet edilmesini teklif ederek bu kimseleri putlaştırır ve Auguste Comte bir ara delirir. Kant (1729 - 1804). Metafiziğin akıl tarafından bilinemeyeceğini söyler ve onun Metafizik denilen Varlık felsefesine son verdiği bazı kimselerce kabul edilmektedir.

Felsefe konusunda daha birçok örnekler verilebilir, fakat netice olarak şu görülür ki, felsefe yoluyla gaybı bilmek mümkün değildir. Bu konuda fikir söyleyen her dilden ayrı bir ses çıkmaktadır. Vahyi esas almadıktan sonra, sıradan insanlarda filozofların söylediği sözler gibi birçok sözler söyleyebilirler, fakat bütün bu sözler “Zan” olmaktan öteye gidemez ve gerçeklerden çok uzaktırlar. Daha öncede belirttiğim gibi, felsefecilerin ortak bir neticeye varamadığını ve çeşit, çeşit sözler söylediklerini gören Sofist’ler, hiçbir hakikat yok deyip felsefeye bir tepki olarak karşı çıktılar. Fakat onlarda feci şekilde yanılıyorlardı, zira bizzat kendimiz ve bizi kuşatan şu muazzam kainatta her gün işlenen birçok iyi ve kötü fiiller göz önündeyken bütün bunlar manasız ve karşılıksız olamayacağı gibi, Yaratıcısız da olamaz, kainatta çok büyük bir “Akıllı Tasarım” vardır, her akıllı tasarımın muhakkak bir tasarımcısı vardır. Basitçe ifade edecek olursam, örneğin: bir bina projesi çizmek bir akıllı tasarımdır, kaçınılmaz olarak tasarlayıcısı vardır, kainatta öyledir. Bütün bunları ve daha birçok soruyu düşünüp cevabını bulmaya çalışmadan, hakikatin varlığını inkâr ederek, hem kendi gerçeğini, hem de gözü önünde duran yaratılış gerçeğini hiçe saymak insanların söyleyeceği son söz olmamalıdır ve böyle bir durum insan aklını tatmin edip yatıştıran bir durumda değildir. Çok ibret verici bir durumdur ki, Allah’ı inkâr ellerinden gelmediğinden, doğru vahye uyup, Allah’ı tevhit’te edemediklerinden karşıt olduklarını söyleyen her iki taraf yani filozoflarla, sofistler, Allah’a şirk koşma bunalımında şaşkın vaziyette gezinip dururlar. Halen yaptıkları şeyde budur.
Şu bir hakikattir ki, yeryüzünde şu anda getiricisinin elinden insanlara değişikliğe uğramadan intikal etmiş haliyle mevcut olan tek dini kitap Kuran’dır ve Kuran peygamberimiz Muhammed’in uydurduğu bir sözde değildir. Aksini iddia edenlere tamamı gibi değil, bir kısmı gibi söz söylemeye davet ile, yapamayacakları konusunda Kuran’da ayetler mevcuttur, bu bir meydan okumadır, bu güne kadar Kuran’daki bu meydan okumaya cevap verebilen çıkmamıştır, bu demektir ki bundan sonrada kimsenin çıkması mümkün olmayacaktır. Kuran 14 öncesinden, fen ve tabiat bilgilerinden haber veriyor, bu gün fen ve tabiat bilgilerinin geldiği seviye bellidir. Bu konuda hiçbir buluş bu güne kadar Kuran’a ters düşmemiştir, bundan sonrada ters düşmesi mümkün olmayacaktır, bu durum 14 asır önce yaşamış bir insanın başarabileceği bir şey değildir, bu da Kuran’ın insan sözü olmadığını gösterir. Dünya ve Ahiret konusunda verdiği bilgileri ve bu bilgilerin uyumunu insan anladığında hayrete düşer ve muazzam bir olayla karşı karşıya olduğunu görür. Hele, Allah konusunda verdiği bilgileri ve tevhit inancını saf ve berrak olarak onun onun dışında olup, onu kabul etmeyenlerin görüşlerinde bulmak mümkün değildir. İşlediği konulara rağmen baştan sona içinde hiçbir çelişki olmaması insanı hayretler içinde bırakan başka bir olaydır. Normal insan yetenekleriyle anlaşılabilecek şekilde inmiştir, ne batını (gizli öğretisi) vardır ne de gizli saklısı o açık bir sözdür. Allah, insanlara ne bir muamma ne de bir lâbirent indirmemiştir. Kuran doğru yolun rehberidir, anlaşılması için kendi dışında hiçbir şeye muhtaç değildir, aksi takdirde muhtaç olduğu şeyin esiri olurdu. Kuran hürdür, İslam dininin tek kaynağı ve tek rehberidir, Kuran’ı başka şeylere bağlayıp, açık veya dolaylı olarak yetersiz olduğunu söyleyenler onun ayetlerini inkar eden kimselerdirler. Peygamberimiz son nebi’dir ve vefat etmiştir, ondan sonra peygamber gelmeyeceği gibi, Kuran’ın anlaşılmasını tekellerinde bulunduran özel şahıslarda gelmeyecektir. İsa peygamber veya başkası gelmeyeceği gibi, Mehdi adı altında iddia edilmiş hayali şahısta gelmeyecektir. Yüz senede veya bin senede bir özel şahıslar bekleyenler veya iddia edenler hayallerle uğraşan ve Kuran’la insanlar arasına engeller koyan kimselerdirler. Ayrıca, rivayetçilerin peygamber sözüdür diye ortaya koyduğu rivayetler, din tebliği bir tarafa, İslam’a ve Müslümanlara karşı bir çok hakaretler içermektedir. Bir müslümanın bunları kabul etmesi mümkün değildir. Hadis adı altında ki rivayetlerde, İslam dininin farzlarıdır diye icat ettikleri birçok doğma vardır, sonra dönüp, Kuran’ı bu doğmaların ölçüsüne vurmaya kalkıştılar, Kura^’a aykırı doğmalarını Kuran’da bulamayınca da, Kuran’ı İslam dini için yetersiz olmayla itham ederek, Kuran’ın rivayetlerine tabi olması gerektiğini söylediler. Şöyle ki: Namaz için Kuran’da olmayan belirli rekat sayıları iddia ettiler ve bununla Kuran’ın yetersizliğini öne sürdüler. Bu iddialarına bağlı olarak, örneğin: Sabah namazının farzını iki rekat rekat olarak kabul edip kılanlar Cennete gidebilirler, fakat kabul etmeyip sabah namazını altı rekat ve fazlası kılanlar, kendilerince iddia edilmiş iki rekat farzını inkar etmiş olmakla, cehennemlik olmuş olmaktadırlar, dolayısıyla iki rekat kılanlar cennetlik beş on rekat kılanlar cehennemlik olmuş olurlar ki ibadeti bile suç işleme kapsamına koydular. Yazılarımda bu konularla ilgili olarak birçok örnek verdim. Bu gibi kimselerde en dikkat çekici hususlardan bir tanesi, Kuran’ın bir kısmını kabul edip, bir kısmını ret etmeleridir. Dinlerinin bir kısmı, Kuran’ın bir kısmıyla ilgili iken, diğer bir kısmı Kuran’dan üstün tuttukları uydurma rivayetleriyle ilgilidir. hal bu ki, Müslüman olabilmek için Kuran’ın tamamını kabul etmek şarttır, aksi davranışta bulunanlar konusunda, Kuran’dan mealen:

- Biz İsrail oğullarından şöyle söz almıştık: "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anaya-babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekatı verin!" Sonra siz, pek azınız hariç, döndünüz; hala da yüz çevirip duruyorsunuz. 2/83

-“Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız!” diye sizden kesin söz almıştık; göre göre bunu kabul etmiştiniz. 2/84

- Ama siz yine birbirinizi öldürüyorsunuz, sizden bir grubu yurtlarından çıkarıyorsunuz; onlara karşı günah ve düşmanlık yapmakta birleşiyorsunuz, onları çıkarmak size yasaklanmış iken (çıkarıyorsunuz, sonra da) esir olarak geldiklerinde fidyelerini veriyor (kurtarıyor)sunuz. Yoksa siz Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka nedir? Kıyamet gününde de (onlar) azabın en şiddetlisine itilirler. Allah yaptıklarınızı bilmez değildir. 2/85

Meallerini vermiş olduğum ayetleri düşünerek, istersen tarihin birçok olayına bak, istersen bugünkü olaylara bak, Kuran’ kısmen kabul eden toplumların uğradıkları durumu, Kuran’ın belirttiği durumdan değişik göremezsin, Ahirette de durumları, Kuran’da belirtildiği şekildedir.

İslam dini açısından Kuran’ı Tek Kaynak ve Tek Rehber kabul etmemenin neticesinde şöylece bir oluşum ortaya çıktı:

1- Seçilmiş Devlet Başkanı yerine babadan oğula devreden Kraliyet.

2- Kûr’an yerine, rivayetler, keyfi şahıs sözleri, felsefi görüşler ve tağuti uygulamalar.

3- İslâm birliği yerine, mezhepler ve fırkalar.

4- Mescit yerine, tekke ve zaviyeler.

5- Açık Kûr’an öğretisi yerine, batini öğreti.

6- İslâm ümmetçiliği yerine ırkçılık.

7- Takva ile üstünlük yerine, soy sop üstünlüğü.

8- Namaz yerine, sema, raks ve çalgı aletleri.

9- Kabe yerine, türbelerin tavaf edilmesi.

10- Allah'a iman ve Allah’ın birliği yerine, Kutup, Gavs, kırklar, Yediler, Evtâd v.s. Telakki edilen kimseler.

11- Zekat ve Sadakalar yerine, Sofistlere vakıf tahsisi ve mali destek.

 12- Helal ticari kazanç yerine, faizcilik ve karaborsacılık.

13- Aktif, adaletli ve çalışkan toplum yerine, hak gözetmeyen pasif ve tembel toplum.

14- Yaratılış ve yaratıklar üzerine açık ve müspet düşünen toplum yerine, düşünceden kaçan, akletmeyen, boş hayaller kuran fertler toplumu.

15- Meşru müdafaa üzerine kurulu, af ve barışa teşvik eden İslâm cihadı yerine, haksız saldırılar ve çapulculuk.

16- Allah’ın korumasını isteme yerine nazarlıklar, muskalar, kullar v.s. den medet ve koruma ummak.

17- Allah’a istiâne yerine, kullara istiâne.

18- Peygamber yerine, Rivayet imamları, Mehdi iddiaları, şu kadar surede şu şahıs geldi veya İsa Peygamber gelecek v.s. gibisinden, insanların kurtuluş için Kûran'a umut besleme morallerini kırma amaçlı iddialar.

19- Allah’ın tevhidi; birliği yerine, kulların ilâhlık iddiaları.

20- Aklı önemseme ve kullanma yerine, aklı küçümseme ve ret etme.

 21- Gayba iman yerine, gayb konusunda keyfi iddialar ve falcılık.

 22- Açık ve adil İlâhi adalet yerine, zorbaların ve diktatör yöneticilerin tağuti ve keyfi kararları.

Bu gibi kimselerden uzak durulması gerektiği hususunda Kûran'dan mealen:

- Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır, sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir. 6/159

- Yalnız O'na yönelin ve O'ndan korkun; namazı kılın ve (Allah'a) ortak koşanlardan olmayın. 30/31

- (O ortak koşanlardan olmayın ki onlar), dinlerini parçaladılar ve bölük bölük oldular. Her hizip (parti) kendi yanındakiyle sevin(ip övün)mektedir. 30/32

- Kâfirlere boyun eğme ve bununla (bu Kûran ile) onlara karşı büyük cihad et 25/52

SIRAT-I MÜSTAKİMDE OLMAK İÇİN TEK SEÇENEK

Kûr’an’dan mealen:

- Dinde zorlama yoktur. Doğruluk, sapıklıktan seçilip belli olmuştur. Kim tağut (şeytan)ı inkar edip Allah'a inanırsa, muhakkak ki o, kopmayan, sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah işitendir, bilendir. 2/256

- Allah, inananların dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. kafirlerin dostları da tağuttur. (O da) onları aydınlıktan karanlıklara çıkarır. Onlar ateş halkıdır, orada ebedi kalacaklardır. 2/257


Kuran’ı anlamak ve İslam dinini öğrenmek için olmayacak hayali ve yersiz arayışlar içine girmemek gerekir. Allah, Kuran’ı kendi dışındaki hiçbir bilgi kaynağına ihtiyaç göstermeyecek şekilde tam, mükemmel ve kolay anlaşılır olarak indirmiştir. İslam dininin öğrenilmesi için gerekli olan her şey Kur’an’da mevcuttur. Kur’an dışında kendisine yol ve İmam benimseyen ve Müslüman olduğunu iddia eden bütün hiziplere çağrım, İslam Dininde Kur’an’ın İmamlığından başka İmamlık ve Öğrettiği Sıratı Müstakimden başka yol yoktur, Kur’an’a aykırı İmamlarınızı ve yollarınızı bırakın, gelin hep birlikte Kur’an İslamında İnanç birliği sağlayalım, Kur’an İslam Dininin Tek Kaynağı ve Tek Rehberidir.